29 Mayıs 2010 Cumartesi

dance with me

insanlar ne çok ağlıyormuş; sümüklerim akıyor, monochrome bir düş hayatım, düşmüyor. ben düştüm, flu, yeşil, şarap, kusmuk, bok püsür...
şimdi bakıyorsun her şey durulmuş, renkler yerli yerinde (arada bir kaybolur yine), duman, sigara, ağlanılası kahkaha. kabus gibi. hatırlanacak bir şeyler yapılır hep sonra yeniden ağlamak için.
oh! hafızamdan beraat ediyorum ben. bu ne lan! gördükçe bayıyorum, sıkılmıyor musunuz siz? deli misiniz kuzum?

neyse, neyse... bunlar benim işim değil. rüyamda fotoğraf falan çekiyordum galiba. sonra bir sürü öpücük hatırlıyorum. uyanıklığın gözünü seveyim. evi bok götürüyor ozzy'nin türlü uyuma yerleri keşfedip oraları kendine uyarlamaya çalışmasından.

duş alsam ne güzel olacak, çıkmam lazım. evi de düzenleyesim, boyayasım var; enerjim yok.

ey insan! tadını çıkar günün zira zamanın acelesi var.


ps: okulda rastlaşmak ne zor.