26 Kasım 2010 Cuma

"onu sevmeyin, anlayın" demiş, ne güzel demiş Kara.

24 Kasım 2010 Çarşamba

i can fly

orman sökmüşüm ağaç diyorlar. ziyanı yok, baykuşlarla muhabbet alışkanlığım oldu tepetaklak ağaçlarımda.

18 Kasım 2010 Perşembe

nowhere

çok şey düşünmek istediğimden düşüncelerim sağlık bulamıyor. aceleci ve açım. sahip olduklarımın eşsizliğini biliyor, yine de tahrip etmek istiyorum. bu nedenle ki mutsuzluk yanılsamasına mahkum olacağım bir süre daha belli ki.

**
ben de geçici olarak bir şeye sahip olduğumu bilsem nefret ederdim ondan, o kadar severken.

17 Kasım 2010 Çarşamba

renksiz

benim küçük kızım "oyna" diyor bu oyunu, hatta canı yansın herkesin. gözleri mümkün değil ayırt edebilsin ganimeti. umrunda da değil yolda üstüne bulaşacaklar, kana doymamış. hala çok sevimli.
gözleri kocaman hoşlanmıyor bu kızdan, çok dolaşası yok ve yolların kısa olduğunu biliyor, "sadece yoracak" diyor.


tedirginim ama kendi türümde.

12 Kasım 2010 Cuma

9 Kasım 2010 Salı

see you

yazasım tükendi gençlik. zaten bir bok yazdığım da yoktu ya... ilgim tamamen fotoğrafa kaymış durumda bu aralar. tam olarak ne yapacağınızı bilmediğiniz ama etki olarak yapmak istediğinizin ne olduğunu bildiğiniz durumlar oldu mu? olmuştur. öyle bi hallerdeyim. sürekli bir şeyler yapasım var fakat nereden başlayacağıma tam emin olamadım, acelecilikten bu tabi.
bir de bir sürü ödevler (tabi ki keyif veriyor onları yapmak), bilgiler... sırf bu konudan dolayı bile mutluyum aslında.
aman neyse, zaten yazacak bir şeyim yok. belki bir süre sonra...