15 Eylül 2009 Salı

adım

uzun bir düğün ölümü. keşke bir şal edinseydim içime, kış gelmeden önce. kim, beni nereye taşır? hep sofra kokusu var da sofra yok etrafta.

bazen canım gerçekten çok sıkılıyor. diyorum: 'kekeme olsaydım, dinleme sabrını kim gösterirdi bana; başını çevirmeden, gözlerini kaçırmadan?' cevabı buluyorum bazen, sonra unutuyorum.

birşeyler eksik kalmış dünyada. canım bildiğim yemekleri de, içecekleri de istemiyor ama bir tat arıyor, nedir bilmiyorum. böylece intikam alıyorum beni fazlasıyla sersemleten imgelerimden ve ağzımın tadını bozuyorum.

sigara yemeyi deneyeceğim.

1 yorum:

müşkülpesent dedi ki...

nevi şahsına münhasır hayatlar; düşük nicelikte ve yüksek nitelikte yalnızlıklara gebedir sanki ve yalnız dişiler doğal yollardan gebe kalabilir diye biliyorum. belki de bütün yalnızlıklar dişidir ve bu sebepten sadece yalnız kişiler doğurabilir kendini kendinden.

doğal olmayan yollara ihtiyaç vardır belki de.

hem bolulu hem aşçı arkadaşlarım yok.
arkadaşlarım var.
domates çorbası yapabiliyorum.
yüzeyselim.