24 Aralık 2009 Perşembe

27 Kasım 2009 Cuma

i don't know where i am

sinekler benim intihar süsüm. çiçekçiler mi deyyus çiçekler mi bilemedim. kalabalıktan istekle geldim, yanmak borcum gibi değil niyetim.

25 Kasım 2009 Çarşamba

çünkü kayıp olan yakıldığında yeni hasat daha yeşil olacakır

oysa yok gözü kalbinin. tüm korkmuşluklarınla, tedbirinle, kaçasınla savuşturuyorsun onu. daha yeşil olamayacak çünkü yanıbaşımdaki yokluğunla bulamıyorum seni. hissetmiyorsun.
oysa ne güzel sarıldın dün, inanmazken hem de. konuşamıyorken ben; sen inanmıyor, küçümsüyorken nasıl da durduramadın kendini, nasıl da çekip öptün, seviştin. nereden bakıyorum, bilemiyorum..
düşündüğüm onca şey varken üzülemiyorum. çoklar, çok..bir durursan kim olduğunu göreceksin, çekeceksin içine. beni,ozzy'yi bile. mutlu olmaman imkansız mutlu ediyorken.
ben yapamıyorum. mutlu edemiyorken mutlu olamam ya. belki salt bundan hayvan peşindeyim, ha? hiç bir işe yaramıyorken kalbim, onlarla mutlu olma peşindeyim.

ben hiç birşey hatırlamıyor, ruhunu bile bilmek istemiyorken seviyorum seni. ama kurtulamadım, hep bekliyorum. yetkin değilim olmak istediğim gibi. bu yüzden yoksan da seveceğim. hatta yoksun da seviyorum.

sakin olması gerekiyor hayatın, bu tempo çok zor geliyor bana. kurtulacağım dediğim hiçbir şey kurtarmıyor beni.sorarsan daha uyuşuk olmak istiyorum çoğu zaman olduğumdan. yetişemiyor ve ucundan kaçırıyor olmak da istemiyorum. öyle bir yerinden kaçırayım ki düşünemeyeyim, aklım hiç ermesin, kurtulmuş olayım.

kendini taşıyorsun diyorlar, çünkü hiçbir ağırlığım yok. bu kadar basit olan birşeyle nasıl övünebilirim? (bu söylediğim ne kadar alakasız değil mi? nereden kopmuş gelmiş olabilirim acaba? bıktım kafamdan, dolu gibi görünen boşluğundan!)

16 Ekim 2009 Cuma

burdan bakınca parmaklarım küçük gözüküyor.

-senin sevgin illüzyon, senin sevgin sahte. senin inzivaya çekilmen gerekiyor. 30'unda git! 30'unda git, 40'ında yeniden insanların arasına katıl.

bu senin batışın olacak.

-hımf!

-neden gülüyorsun, sanki çok komik birşeyi öğrenmiş gibi?

-gülmüyorum ki!

15 Eylül 2009 Salı

adım

uzun bir düğün ölümü. keşke bir şal edinseydim içime, kış gelmeden önce. kim, beni nereye taşır? hep sofra kokusu var da sofra yok etrafta.

bazen canım gerçekten çok sıkılıyor. diyorum: 'kekeme olsaydım, dinleme sabrını kim gösterirdi bana; başını çevirmeden, gözlerini kaçırmadan?' cevabı buluyorum bazen, sonra unutuyorum.

birşeyler eksik kalmış dünyada. canım bildiğim yemekleri de, içecekleri de istemiyor ama bir tat arıyor, nedir bilmiyorum. böylece intikam alıyorum beni fazlasıyla sersemleten imgelerimden ve ağzımın tadını bozuyorum.

sigara yemeyi deneyeceğim.

culto

saçlarına göz yuman sinekler ellerinden tadar da ölümü, aldıramazlar içine düştükleri evsiz barksız fincanın demi çürük çayına.


bu da bir not değildir: bu bir masal değildir. siyah beyaz bir holün ulaştığı odanın hatrı düşünülerek yazılmış kafiyesiz bir hayaldir. yalnızlık çöker ara ara, gelir de git diyemezsin. hikayen senden bağımsız gelişir sürü zamanlarda. bu zamanlar çok olmaya başladı mı ojesiz tırnaklarına içerler, kimse kim olsun 'olmasa ya' dersin.

utandırsa seni sinekler, düşmeseler mesela. evde fincanlar kirliyken bir de. bir de ev olsaydı hani bu bir masal hiç değildi.

4 Eylül 2009 Cuma

personal


masumca bir çocuk oyunu düşünün, topu tepeden dereye yuvarlamak gibi. onun aldığı yol gülmenize, heyecanlanmanıza yol açacak kadar güzel, eğlencelidir.

eğlence nerede bozulur biliyor musunuz? yuvarlanacağı yerde önüne çıkan engellere takılıp durduğu anda. vazgeçmeyip peşinden koşacak, engelden kurtarıp yeniden yuvarlanmasını izlemeye koyulacaksınız birazını indiğiniz tepeden. sonra biraz daha gidip bir çukura takılıp kalacak topunuz. yüzünüz buruşacak, son bir hevesle ve daha yavaşça inip tepeden biraz daha aşağı topu yeniden takıldığı engelden kurtaracaksınız.

bundan sonrası tamamen keyifsizlikle eş anlamlı. dereye yuvarlanıp suyun üstünde görmek istediğiniz gibi yüzse de, yeniden bir engele takılıp dursa da hissiyatınıza farklı hiç bir katkısı olmayacak. istediğiniz keyfi alamadığınız gibi bu kez de boşu boşuna dereye saldığınız topa üzüleceksiniz. içinize yerleşen 'ya tekrar takılırsa' endişesiyle tepeden aşağı topla beraber koşmanız ve onun ilerleyişini izleyememeniz de olası, tepeden koşarken hızınızı alamayıp dereye topla birlikte yuvarlanmakta.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

it-haf

kan kokusuyla kudurmuş cenin.
askılarda çürümüş beyinler.
mezarımda bir eldiven.

2 Ağustos 2009 Pazar

good

hayalleriniz kimin umurunda? en fazla gülmeyi sevmem, ondan. hayal dediklerimin benden ötesi yok zaten.

-polen mi onlar?

12 Haziran 2009 Cuma

göğsümün okçuları

annemin çiçek kokularını özledim çocukluğumdaki. parmak uçlarıma basmadan sokağı göremediğim, kim seksek oynuyormuş bilemediğim.

o çiçekler arasındaki küçük hayvancıklarımı özledim.
babamın tutkunu olacağı güzellikteki o biberde ne olduğuna merakımı.

aynı boydaki arkadaşlarımla havuzumuz olan kocaman leğeni. tuz koyarsak deniz gibi oluyordu.

balkon da balkonmuş! hepsi sığıyordu işte oracığa.

şimdi.. o kadar çok şey var ki, parmaklarımın ucuna bassam da göremiyor, kokularını alamıyorum. denizin tuz ve leğenden ibaret olmadığını biliyor, babamı özlüyorum.
o günlerden mutlak kalan , merakım. biberin acı olduğunu biliyorum artık.

6 Haziran 2009 Cumartesi

5 Mayıs 2009 Salı

günün anlamlı ve önemli başlangıcına binaen kısa kısa

diğer odadan aranıyorum.
diğer odadan arandığımdan günaydın diyemiyor, el sallayabiliyorum.
***
ayrıca şu Ozzy ne kıskanç köpek yahu!
***
sabahları beynim çalışmıyor. çünkü çok üşeniyor, çalıştıramıyorum.
***
vapuru kesin yine kaçıracağım. daha çişe çıkacağız. oyy!

31 Mart 2009 Salı

bünya


senin için geldiğimi bilmiyorsun şimdi. çünkü sen arası birkaç yumurtayla örülebilecek bir zaman önce, gelişime değmeden sevincin, henüz açılmaya başlamışken çiçekler, kokuları kanatlarına değmeden toz bulutuna dönüşen renginden düştün cehennemime.

artık ben yanıyorum kokusuzluğunda, sensiz çürüyecek çiçeklerin.

28 Mart 2009 Cumartesi

çok

çok değişik bir yaşam istiyorum şu an, çok değişik. sizden bizden değil bu, benden. bulutlar başımda, maviyi göremeyeyim burnumda. çok..

27 Mart 2009 Cuma

bana bi şarkı söyle

hatun, iki kalem unutmuş bende. biri sinekli sonbahar sabahı, biri çürümüş yaz akşamı. aklında kaldıysa ne yazık. vermesem diyorum kendimce, hiç sevmedim bu vakitleri.

24 Mart 2009 Salı

yok-suz

parmaklarını kadeh ağzı gibi öpüp hikayemizin eklerini değiştiriyorum, yine hoş bir koku.
parmaklarını ne denli eviriyiyorum bil bakalım. kaçından vazgeçerim?

odamıza bir isim vermeliyiz, kırk kilidi olmalı. istediğin yumurtaları hiç hatırlamıyorsun, ne müthiş.

16 Mart 2009 Pazartesi

evil one

~hmm! sizin için ne yapabilirim, stoklarıma bir bakayım.

~lülesi olan hayallerim var. yapabileceğim birşey kalmamış sizin için.
üzgün değilim.

devil one

kılıcınızı çıkardığınız cüzdanınıza geri sokunuz.

savaşlar harcanmaz.

11 Mart 2009 Çarşamba

kar

ben açım,
ben ağaç altında çıplak.
sigaram ıslak.

ya ne olurdu yaşasaydı o yavrucak?

9 Mart 2009 Pazartesi

coş

sistematik bir yanlışlık yapılmış olmalı. bir elim eksik, kuyruğum kısa zannederdim ben; bu kadar mutlu olmamalıyım.
sarılınca kavuşuyor ellerim, nefesim dumanıma denk; ne güzel aşık oluyorum.
ölümümde düzen var, hiç olmasın başka birşey.

18 Ocak 2009 Pazar

no.5

Bir mozaik kuşuna aşık oldum, sırtında kamburu var. Daha ucuz hayatı bu yüzden, yine de satılığa çıkmış cesedi.

6 Ocak 2009 Salı

püskürsün

yanmasın artık, küllerime buz sürücem. soğukta üşür kuşlar.

sağ gösterip sağ vuracağından eminim artık, o kadar güçlü hayat.

hayatın nasıl başladığını biliyorum da.. bir kahve.. kulağım gıdıklanıyor, sonunu getiremiyorum. bir bakıyorsunuz parkeler artık siyah, yıldızlar eksik.

eksiklik hissetmiyorsunuz. ''sanrı mı ne?'' en fazla. bikaç kez daha inanamıyorsunuz, sonra söylemekten vazgeçiyor dil. belki bu tarafa çeksem bakışlarımı..

kuşlar da üşümüş.

ahh, bi siktir git! bahçem var, bahçe!
ne demek bilir misiniz?

ne isterseniz o olur bahçe.