21 Mayıs 2008 Çarşamba

dilekçe

gökyüzünün üzümlere açılan kapısını sevmemek mümkün mü? ne güzel bağlanıyorlar kadın göğsüne çiçek gibi.
hayranlıkla izliyor, bulutların bir de tanelere işvelerini meraklı gözlerle seyrettiğimi görüp utangaçlıklarından kaçmasınlar diye frezya koklar gibi yapıyorum güneş yüzüme vurunca.


hiç eskimesin gökyüzü..

çirkin kızın masalı



aslında annem hiç kraliçe olmadı ama beni koruyabilmek için elime bi yıldız tutuşturup bulutların üstüne saklamıştı. onsuz canım çok sıkılınca eteğimde taşıyabileceğim kadar düşümü alıp yeniden indim yeryüzüne.
biraz kandırık attım gökyüzündekilere aslında. içimden ne dediğimi bilmesinler diye iç ceplerime de sakladım birazını. ezbere gitiğim yolu bu kadar iyi bildiğimi bilemeyince annem beni gördüğüne çok şaşırmıştı. sonra sakladığım periyi gösterdim ona. tarifiniyse kimseye yapmamaya söz verdim getirdiklerimin, bizden başkası aşık olmasın diye.
''yolun tarifiyse zaten elime çizilmişti anneciğim, verdiğin yıldız da aydınlık oldu. ben korunmak değil üstünde taşıdığın çiçekleri koklamak istiyorum.'' diince büyümüştüm zaten.