19 Mayıs 2008 Pazartesi

zaoyevas



kimse tarafından kazanılamamış savaşları koltuğumun altına alıp, sonu başından belirlenmiş hallere zaten ismi konulmuş tüm olanlarını vermeye ve kendini örtmeye başından hazır herkese şapka çıkartıyorum. zira ben kendime ayırmış olduğum vaktin sonuna geldiğime henüz inanmıyorum.


en başında belirttiğim durum sadece bana ait olup, yalnızca beni anlattığından ;
hiçbir dile, hiç kimseye çevirisi olmadığından üzülemeyecek kadar bilemeyeceksiniz. bundan dolayıdır ki ben ismini verdiğim herşeyi alıp çekiliyorum.

tünel

biz zaten hiç olmamıştık. değişik bişilere benzememizin heyecanıydı belki bi anda
sarılmamız ama yanyana hiç duramadık. sen başka bişey arıyodun benimse istediğim
bu değildi. isterlerken çekselerdi resimlerimizi keşke, biz farklı karelere
ait olduğumuzu bilmeden.

ben çok sevdim bizi, ne güzel kopuyoduk tam ortamızdan hissede hissede. kimse de
gel demiyordu. bir geceleri kokumuzdan uzak üşümekten korkup sarılırdık birbirimize.
saatler bi anda düşer, ve bir anda düşüyoduk işte bizde.

suç işlemedik ama inanmadık da, o yüzden başkası olamayız.

hangisi benim unuttum

ve neden kimse bizi birbirimize yakıştırmıyor, hem de hiçbir sebep bilmeden? çünkü mutlu değiliz. koşulsuz yanyanayız da poz veremiyoruz artık. yoksa kimsenin bi çıkarı zaten olmasa gerek ben senin gözlerini çok severken.

yine de inat ediyor ruhum, ben gölge değilim, peşime de başka bi gölgeyi hiç istemedim. gözlerini seviyorum demek, gözlerini seviyorum demektir yalnızca. sonra sen gözlerini kaçırınca neyi seveyim diye sormuyorum. pek tabii hatırlıyorum da birbirimizi sevdiğimizi ne yalan söyleyeyim. ama şu an sadece yıkanmak ve unutmaktan fazlasını istemiyorum.

ve zaten ismini hiç söylemedin.