15 Mayıs 2008 Perşembe

rğğröağğğrrr

yahu ortalama bir buçuk saat önce yatmaya karar vermiş olduğumu hatırlayıp ve hala salınmakta olduğumu farkedince bin öfke gene oturdum buraya (söyleneyim diye). kalktıktan sonra yaptığımsa ozzy'nin yanına yığılıp biraz okşadıktan ve okşandıktan sonra kalkıp mutfağa gitmek, hali hazırda kaşarlı olan ve masanın üstünde duran poğaçalardan birine nasiplenip içindeki kaşarın yeterliliğinden memnun olmayacağımı düşünüp dolaptan çıkardığım peynirden (ayılık mahiyetinde) elimle kopardığım kısmını içine tıkıştırıp bi süre etrafa bakınıp mutfakta (sebebini anlayamadığımdan çıktım zaten) beş adım sonrası yeniden ozzy'le karşılaşıp eğilip onu sevmek poğaçamdan bi kaç kısım koparıp ona vermek, sonra dönüp bir tane daha alıp ağırdan ağırdan odama yollanmak oldu. ve evet tahmin ettiğin gibi ey okuyucu aradan tam bir buçuk saat geçmişti. çok öfkelendim kendime, oturdum bunları yazıyorum işte. şimdi de yatıcam diye düşünüyorum. (şu an bulunduğum masadan olan uzaklığını hesaplayınca yatağıma da ortalama yarım saat içinde ulaşacağımı düşünüyorum(50 cm)) zaten diğer poğaçayı da olur ya gecenin ilerleyen saatlerinde uyanır da yapıcak bişi bulamazsam o anki panikte oturur yerim diye almıştım.

help me =S

hazır hal açıklamaları

gelecek durum: yapıcam, yapmalı ve etmeliyim gibi kerameti kendinden menkul bu ara sürekli kullandığım bu eylem tür ve türevleri devam edicektir.

gelmeyecek durum: noksan sevişmelerimden arta kalmış vakti dahi eylemlerim üzerine yoğunlaştıramayacağımdır.

gelmeyen durum: dolayısıyla çalgılar bildiğim çalgılar hiç değiller.

olağan durum: elimde tuttuğum sigara ve ekürisi kahve, gaflet ve delalet içinde yitirdiğim vakitlerimin icazeti olarak elimde kalacaktır yine.

şu durum: sadece uyku hali hüküm sürmekte deryalarımda. bi de çişim geldi derya falan diince.


bi karabasan gördüm üstümde sanki =O



(renksel durum ise vaziyetlerin neticesinde zihnimde çakmak çakmak çakan renklere göre tarafımdan ayarlanmıştır.)

kutup engel

önce kendime siyahtan bir sigara yakayım, sonra neden sıkılıyormuşum bi bakalım.

...
öncelikle inanmak her zaman en güç mesele oluveriyor zamanla. sonra 'herşey bu kadar düzenli, normal, yolunda olmasa herşeyin normal olduğuna inanabilirdim' dediğin bir sırada aslında zaten hiçbir şeyin yolunda olmadığını, akışın çoktan kontrolden çıktığını, örneğin istediğin kişiyi sevip istediğin kişiden uzak durmanın, istemek ve ilerisinde istediğin şeyi yapmanın bile bazen mümkün olamadığını görüyosun.

hani yolun nasıl bi yol olduğunu bilsen bi şekil atlicak, zıplıcak, düşücek, kalkıcak, parmak ucunda yürüyüp devam edebilecekken tahmin edemediğin şeklinde, tarzında yolun biçok engelden geçip, tümseklerden atlayıp farketmediğin biçimde bi anda yorulunca, o denli yorulunca hemde bi kum tanesine takılıp düşmek olası hale geliyor ki o hallerde bi yerlerdeyim.

kendimi sıkıntılı görmeye pek alışık olmadığım gibi oluveriyor ne yapayım demeye de alışık diilim ama kalakaldım.

bir de zaten bu hallerde iken hayat seni kapında karşılıyor, salyalı. ama pek bişey bırakmadım ona, ondan mutluyum. sadece en güzelini saklamıştım sona. yine de tırsmaya luzüm yok, rüyalarımı satmaya gelmedim buraya. benim diye gelende olmadığından o cesareti bulup, kendim kurcalicaktım zaten buraları. kıyılardan giderdim, hala öyle hoş. risk. vakit tez elden kapmış kaçmış çoğunu ama riskin kendisi tatlı daha da bi hoş.



korkarsan neye layık olduğunu göremezsin.