19 Mart 2008 Çarşamba

çaydanlıklı şarkı


fırıldak bir çay fincanım var, elimden başka bir yerde unuttuğumda ardımsıra şarkılar söyleyen. onu almaya koşmak öyle heyecanlı ki! her seferinde annemin önünden geçmek zorundayım hem, gülümseyişi sıcacık başka bir şarkı. nasıl unuturum ozzy'yi? düş peşimde ortak yol arkadaşım, ben koştukça o da peşimde. ondan hızlı dönersem çay dökerim bazen üstüne. patilerini sürüp kaçması söyleyemeyeceğim başka şarkı. bir de kuşum var, cevdet koydum adını. birasına tavla oynamıyo ama onun da kendi şarkıları var. üstünde dönerken kırdığım, artık hafif yalpalayan ama hala dönebilen bi sandalye üstündeyim resim çizmediğim aralıklarda.
cevdet şarkı söyler, ozzy beni okşarken yalçın'la emine'yi izliyorum elimde çay fincanım. onlara yaklaşırsam akvaryumu öpüyolar şarkı söyleyerek. annem, canım, mis gibi kokular toplayarak gelip arkamdan, koynumdan aşağı boşaltır onları bazen.
haa, bir de dostum var ondan öncesini pek hatırlamadığım. günün belli aralıkları ama muhakkak sesimi duymak ister. neşesi yerindeyse bazen şarkı da söyler bana telefonunu açtığımda.
nasıl üzüleyim diyorum, şarkılar hiç bitmezken.

nasıl da yanardım frederic kısa yakar diye beni, mazurka bizlere emanetmiş.