14 Mart 2008 Cuma

in situ III

düşününce adımlarının hesabını bilip merakını bastıramayan coşkunları gülümsemekten alıkoyamıyo insan kendini. 'hmm' payesinde istikrarını koruduğu sürece yanılgılarında artısı olmuyo değil insana hem. üzülüceksen yüzünü aşkla yakmadığına üzül, mezrana ondan öte ne varsa ekip yaktın. üstelik düşüncene hükmeden çehreye ihanetle. ulaşması zor değilken, umarsızlıkların sürüklediği günahlarda basit olmasından haz vermiyo. şimdi onu eklesen, eksiltsen aldığın verdiğin yok.

(sıcak bir çay alayım)

zirve aşkı olan sözlerin sağlamlığına basar da çıkar. konuşanlar var, uzunca konuşanlar. birbirine eklendiğinde anlama kavuşsa. keza süslü lafların anlamı olsa tarladaki tüm çilekleri yemiştim zaten. yeni bir soluk aldım geldim ben, sonra çizicem en güzelini. ellerimi saklamam ondan, kime gidebilir ki sözlerin en güzeli? güzele bakınca üşümüyo dudaklarım. arasına alsana beni.

(şu sırada andy timmons dinlemeyeni dövüyolar)

günahlarda inancı tazeliyo hani, yeni birşey söyleyebilecek olan var mı?
acıktım da.
beni nerden görüyosun, dedi.
önümdeki karartı yansıma yapıyo lan, başka bişey diil.