30 Kasım 2008 Pazar

sim

kedinin 'ben ejderha değilim!' diye sayıklaması gayet normaldi, çenesini düzeltip kanatlarını içine çekerken.

içimde gezinen ejderha yavruları beni tanımazmış da üstelik. yine de daha fazlasını kabul ettim, sadece seslerini saklayabilmeyi umarak.

kediyse nasıl yükseldiğini düşünmeyi bile uzaklaştırdı kendinden hiç düşünmeden. ben bir dünyaya annelik yaptım.

oh boje!

29 Kasım 2008 Cumartesi

sifon


dövüşürken atağı anlamadan tesadüfi eğilsem diyorum bazen. hani yorulur ya insan bildikçe..

bir kahkaha resmi çizeceğim en son.. bildiğim için o da tesadüfi olmayacak işte artık.


-ya da bırak onlar da içsin.

24 Kasım 2008 Pazartesi

seçtiğiniz dillerde hiçbir sonuç bulunamadı

kırmızı kaseden daha fazla pek ve daha fazla kahkaha içeceğim. bir başkasıysa karadan renklere dönsün kalemlerim, daha fazla çizeceğim. aynılara ve aynalara sıkıntı oldum, farklı görsem değişeceğim.
kırmızı kurdelalı bavulumu açmadım bile henüz. yorulmak şöyle dursun terleyemedim. geçmiş görüntüleri geçtiğim gibi unuttuğumdan (unutacağımdan) açtığınız kapıdan kuşlarla girin.
taşımaktan da yoruldum bavulu, neler vardı içinde unuttum da. dur olsun, kalıvereyim.

22 Kasım 2008 Cumartesi

The Curious Case Of Benjamin Button

güzel bi film geliyo izlemeye gidilecek, buraya not alıyorum. ilgililere duyrulur şimdiden =D


- Funny bloopers are a click away
mevzu, yaşlı bir adam olarak doğan ve hayatının sonuna doğru bir bebek haline gelen Benjamin Button'un hikayesiymiş efenim, ilginç bi filme benziyo, yanıltmasa.
gösterim tarihi için 16 ocak 2009 verilmiş.

kızılcık

çıplak mısın en başından? görevin nehir kenarına ölüleri götürüp yıkamaksa gerisi hürriyetin dahilindedir, pek de mühim diil.

bi volta şarkısıdır taktım gidiyo..
- çoktan doğdun kızım sen, bu bekleyiş nedir, kimedir?
- ya yaa, inan sebep nedir bilemiyorum. üstelik bi sebep olduğunu dahi hissetmiyorum. olmayabilir de pek hatta. hatta bu yüksek bi ihtimal.
- sonuna dek bekleyelim.
- kazanımızda gökkuşağını kaynatır bal niyetine yeriz hem. kalmak güzel fikirdir.

bu benim olsun mu noluğğr!

şu var ya şu hayvana bitiyorum. ama merakımda yoktur arabalara üstelik efenim, ben optimus tırından istiyorum.
ha olmadı, bunu versinler lan!

kit

'sistem', diyor tepsi, 'yanlış galiba.'

- yok bikaç kimlik notu aldım, değerlendirme yapıcam.


bu kimliği gayet kullanışlı buldum aslında, save butonu nerde?

21 Kasım 2008 Cuma

imzasız

tanrım bu kadar güldürme beni, acı çekiyorum!


*ayrıca horoz yine zamanı şaşırdı.

20 Kasım 2008 Perşembe

oh oh

sıkıldım karanlıktan. gözlerimi sıkıp ışık çıkartıcam olmadı. olmadı yağmurun altına geçip hiç dua etmicem, yıldırım mıldırım allah ne verdiyse artık.
çay içicek güzel bi yer keşfetmek istiyorum, bi de şarap. lan bu ara amma şey istiyorum yaa, sıkılmışım pek çok.

19 Kasım 2008 Çarşamba

soğuk, çok soğuk!


istiyorum ki ısınsın her biyer, burnum normal rengine kavuşsun, yeniden bisiklete bineyim, yeniden gıdıklasın birileri güleyim bolca.

bu hastalık bana yaramadı (şarkıdan da pek bi hayır geldiği söylenemez keza).

böyle istiyorum ki birilerini özleyeyim, pis yedili oynayayım, kız kıza olup karşı takım erkeklerini (ortak oynuyoruz) devirelim okeyde yine 15 günün 15'i de. kırmızı abajurum kaybolduğu yerden geri dönsün, şaraplar soğuk olmasın, renklerim hiç bitmesin paletimde. izmir'e gitmesin bi daha hayatımdan hiç kimse, annem bildim bileli olduğu gibi hiç hastalanmasın arada da bana dondurma alsın. kabus görünce yanına gireyim yine ayaklarımı ısıtsın. beybilerim de patilerinin tıkırtısını hiç eksik etmesin arkamdan.

ayrıca küçükken boyumca çiçeklerin arasında fotoğraf çekileyim diye girdiğim yeşillikte kıçımı sokan arı gelip benden özür dilesin, çok oldu beklediğim..

sa

güzel bi mont, güzel bi bot alasım var. içim ekşidi lan sizden! giyip karalarımı şarkı söyleye söyleye gidicem kendi parke taşlarıma. hem korkmuyorum da, ardımda sekiz pati sesi var hiç olmadı.

yıldızlarda ıslansın istiyorum. düşmeyi biliyolarsa ıslansınlar da..

aman bre deryalar

kaç saattir uğraşıyorum photoshopta, bi türlü istediğim gibi yapamadım elimdeki fotoyu. hayır o diil, aklınızda fotografın tonajına kadar herşey ayarlıysa olanı da beğenmek mümkün olmuyo. bazense tesadüfi tutturduğum işleri tekrar yapamıyorum. moralim bozuldu...

neyse çay salladım kendime bi tane teselli olarak. zaten hastayım, zaten resim çizmiyorum, zaten odam soğuk, param bitmek üzere, sigaramı heryerde bulamıyorum, sağda soldayken yazı yazdığım defterimi kaybettim bulamıyorum, hiç dışarı çıkasım yok, yeni köpeğim uyanma saatime kadar dayanamıyo sıçıyo (aha bu), yalnızlıklarıyla beni suçlayan insanlar var, sıkıyo, ne alakaysa Marios'u özledim,üstüne bir de dudağımın iç tarafında uçuk çıkmış. bi dursanıza!

lan o kadar halsiz hissediyorum ki saçımı taricak halim yok yavrum okuyucu (pek yaptığım söylenemez zaten fakat saç taramak diil mecalini bulabilmek mevzu burda). harbiden makarasına hayalini kurduğum şu tırı alıp yollara düşesim var, keyfiyatım gitgide azalıyo.(lan bi fotoşapı beceremedim die diil di mi bu sıkıntı?) hastalığıma iyi gelceği söylenen şarabı da henüz içmedim. almaya bile üşeniom dolaptan, hem soğuktur da o şimdi çok be.

ya yaa!


yalnız acaip derecede sokaklarda baara baara şarkı çığırasım var şu an, oha!

17 Kasım 2008 Pazartesi

demo

garip hallerdeyim bugün. hastayım, evet hastayım fakat onun dışında başka bi durum var ki ne yapıcağımı şaşırdım. hayır durumdan ötürü, düzeltmek için falan diil ne yapıcağımı şaşırmış olmam, direk şaşırmış haldeyim. bi onu alıyorum elime 'cık' diyorum, bi buna saldırıyorum sarmıyo, bırakıyorum başka bişey aranıyorum, durup tırnaklarımla oynuyorum..
resim yapayım diyorum şu an içimden gelmiyo, oysa ki çizmem çizmem lazım. fotoşapa bulaşayım diyorum zira bu sabah yaptığım iş oldukça hoşuma gitmişken gaza geldim. bknz: http://amorfamulet.deviantart.com/art/courante-103825950
belki bikaç güzel iş daha çıkarırsam bugün namına keyfim yerine gelir de rahatlar sakinleşirim. boş olduğum için her vakit içimde kendine acıma diyalogları geliştiriyorum çünkü. (kapıdan bana susamlı çubuk kraker uzatan eller öpüle bu arada)hastalıkla savaşma namına bir şişe şarap uzatan el ise ayrıca öpülecektir bilaire. iyi gelirmiş, gelmez mi?

13 Kasım 2008 Perşembe

courante



yetinmek değil, en güzeli hala yürümemiz. ellerimizi tıka basa dolduracak ne kadar çok şey var. sen beni rüyalarınla süsle şimdilik, ben de uçutmalar alayım yanıma.

konuş kızım diyorum bazen kendime. öfkeler bul hayata karşı çıkacak. öpüşürken boynun kırılmasın, kurbağa bile yaşlanırken.

saçlarım yılanlığından usanmayınca çare diil oyuncaklarımın yanına çocuk yapmak. ha bu isteğim diil, doğasında var yılan olmak ama gün gelir arasına çiçek konulacak kadar yumuşar.

pembe çok yakışıyo bana örneğin.