11 Eylül 2008 Perşembe

yes boss!

ya sen git ya ben.
hani maksat hareket olsun.

sevgili kalp;
boş ol! boş ol! boş ol!

1 yorum:

nikopol dedi ki...

lila,

ılımlı âşıklar tanımlar ayrılık sızıntılarını
ırtınalı bir gecede kişneyen tekneler
gibi takılır yüzleri birer birer ölüm tülüne,
hayal sigortası yaptırmış dilsiz erkeklikleriyle
yaralı bir hayvan gibi böğürürler yerleşik düzende,
paramparça bir göz, berelenmiş bir dudak ve
birkaç da sözcük
üşür durur hâlâ ayışığı sonatı başladığında

kar, troleybüs, kestane kebap, aynı renk aynı desen,
yürümüştünüz
ayrılmak istediğini söylemişti tığla buz örercesine
bir gülle cam çerçeve indirircesine
edith cansever'diniz
buzla yanıtlamıştınız yansıyan hiçi
hangi roldü bu, hangi kötü oyundan alıntı
kostümlerin karanfil, aksesuarların istanbul olduğu
yürümüştünüz,
kedi usulca yaklaşır gibi fareye
içinizde isyan ile yer değiştiren ulu bir sızıntı

hafif usta hafif narin
boşaltırken kadehe en güzel kokan içkiyi
saint antuan'ın kapısını aralayan isa'nın siluetini
ya da kuledibi'nden hızla inerken karaköy'e
gördüğünüz gibi kuleden düşen başörtülü kadını
çarptığı yerde dağılan kristal bir aşkın sözlüğü

kimler için sevişilmiş ve kimler adına terkedilinmiştir
kınından çıkan kan kime akmış ve geçmiş karaşın yazdan
size hangi 'sevdiğiniz melodi' çalınmıştır
sabahlara karşı uzandığınız yatakta
gömüp başınızı yastığa bağırdığınız isim
sizin adınıza yanlış bir yalnızlık seçilmiştir