15 Mayıs 2008 Perşembe

kutup engel

önce kendime siyahtan bir sigara yakayım, sonra neden sıkılıyormuşum bi bakalım.

...
öncelikle inanmak her zaman en güç mesele oluveriyor zamanla. sonra 'herşey bu kadar düzenli, normal, yolunda olmasa herşeyin normal olduğuna inanabilirdim' dediğin bir sırada aslında zaten hiçbir şeyin yolunda olmadığını, akışın çoktan kontrolden çıktığını, örneğin istediğin kişiyi sevip istediğin kişiden uzak durmanın, istemek ve ilerisinde istediğin şeyi yapmanın bile bazen mümkün olamadığını görüyosun.

hani yolun nasıl bi yol olduğunu bilsen bi şekil atlicak, zıplıcak, düşücek, kalkıcak, parmak ucunda yürüyüp devam edebilecekken tahmin edemediğin şeklinde, tarzında yolun biçok engelden geçip, tümseklerden atlayıp farketmediğin biçimde bi anda yorulunca, o denli yorulunca hemde bi kum tanesine takılıp düşmek olası hale geliyor ki o hallerde bi yerlerdeyim.

kendimi sıkıntılı görmeye pek alışık olmadığım gibi oluveriyor ne yapayım demeye de alışık diilim ama kalakaldım.

bir de zaten bu hallerde iken hayat seni kapında karşılıyor, salyalı. ama pek bişey bırakmadım ona, ondan mutluyum. sadece en güzelini saklamıştım sona. yine de tırsmaya luzüm yok, rüyalarımı satmaya gelmedim buraya. benim diye gelende olmadığından o cesareti bulup, kendim kurcalicaktım zaten buraları. kıyılardan giderdim, hala öyle hoş. risk. vakit tez elden kapmış kaçmış çoğunu ama riskin kendisi tatlı daha da bi hoş.



korkarsan neye layık olduğunu göremezsin.

Hiç yorum yok: