21 Nisan 2008 Pazartesi

yes, sir

ne kadar çok şeyi unutuyosunuz. gözlerin var olanı baki kılabildiğini, tenin doğurabildiğini.. elleriniz yetmiyo bazen yurdum dediğinizi kucaklamaya. size ait olan birşeyler varken ve olmayan daha fazlası da, neyin keyfini süreceğinizi karıştırıp elinizdekileri o kalabalıkta bi yere bırakırsınız ya.. sonra orda bulamayınca ne kalabalık kalır ne keyif.

oyundan kendi isteğinizle çıkmamız hakkı savunulamayacak bi kayıptır hatta mızıkçılık yapmak bazen. kimi zaman da tane tane hiç olan yığılınca renk alıyo., göz takılıyo, koyulaşıyo. kolay olsa kimse yeni bi kasaba aramaz sonra. ihmal edilmiş bir mutfağımız var.

ata binmek istiyodum lan ben.



(arkamdan takip edip -farkında olduğumu bilmeden- en yakın çiçekçiden koşa koşa gül alıp vermiş ve konuşmadan gitmişti hiç tanımadığım bi çocuk. çiçeği diil, konuşmaması anlamlandırmıştı. aklıma geldi birden)

Hiç yorum yok: