28 Nisan 2008 Pazartesi

sweet harmony

saçlarımı arkamda unutabildiğim zamanlar gard almayı unutabildiğim zamanlardır.

=>

25 Nisan 2008 Cuma

ihtiyatlı masallar



sarı ışıkları seviyorum evlerde. işte onlar yaşam adına yakılmış. taşıdıklarından daha yorgunlar artık, ağaçları hatırlamayacak kadar görebiliyolar.

ve artık yakışmıyorum senin şiirlerine ben. senin hayallerin için çok fazla kendimim, oturup izleyebilirsin daha çok. olmayan bi evim var örneğin, olmadığı için kimsenin sözetmediği ama orda yaşadığım. tek bir sır verebilirim bir tek benim olduğum, lambaları kesinlikle sarı.

21 Nisan 2008 Pazartesi

yes, sir

ne kadar çok şeyi unutuyosunuz. gözlerin var olanı baki kılabildiğini, tenin doğurabildiğini.. elleriniz yetmiyo bazen yurdum dediğinizi kucaklamaya. size ait olan birşeyler varken ve olmayan daha fazlası da, neyin keyfini süreceğinizi karıştırıp elinizdekileri o kalabalıkta bi yere bırakırsınız ya.. sonra orda bulamayınca ne kalabalık kalır ne keyif.

oyundan kendi isteğinizle çıkmamız hakkı savunulamayacak bi kayıptır hatta mızıkçılık yapmak bazen. kimi zaman da tane tane hiç olan yığılınca renk alıyo., göz takılıyo, koyulaşıyo. kolay olsa kimse yeni bi kasaba aramaz sonra. ihmal edilmiş bir mutfağımız var.

ata binmek istiyodum lan ben.



(arkamdan takip edip -farkında olduğumu bilmeden- en yakın çiçekçiden koşa koşa gül alıp vermiş ve konuşmadan gitmişti hiç tanımadığım bi çocuk. çiçeği diil, konuşmaması anlamlandırmıştı. aklıma geldi birden)

rhythm riddle

kestiler diyorum, derinliği önem buluyo. vakit..

sevdik lan, sevilmez mi hem hayatın en büyüsü? tanıdık, bildik şarkıları dinlemeye güç kesmio tırnaklarım mesela, bastırsan acıyo.

kırmızı gözlerimin olmasını çok isterdim örneğin küçücüklükten bu yana ama mümkün olmuyo istemekle. sesler düşüncelerimin hükmünü yok sayıyo, çok hızlı ilerliyo herşeyden önce. gerçek denilen bişi var ortada. olucak olanı istemek lazım geliyo bu durumlarda işte.

hissedemediğim o vakti nasıl telafi ederimin kaygısını taşımak istemiyorum. yoklukla vuku buluyor ya hem en değerliler bile, ne acı.

güneş taşıyo kentleri yol boyunca, üstüne ışıldicak bişeyi yok ayın. hem bu hayat dediğimiz şey düşlerin rengi değil.

19 Nisan 2008 Cumartesi

how are you danger?


kalkıp da içine atılıvereyim diyorum kenarlarından çoktan tutuşturulmuş düş aleminin, kalkarken kendi ağırlığımı farkedip yığılıveriyorum mutluluktan.

iş güç zamanı diyorum kızım, hem her parıldayan altın diil üfürsene. hayal olsun diye içine girenleri yoklamıyolar, kimlik tespit falan yok yaniii. iki elinle dört vakte sarılman lazım, değiş gitsene bi yere.

beynimin bozulduğunu söyledim hala arkasındayım. koyu kahverengi sigaralar bi süre sonra baş ağrısı yapıyo zaten sinirlerim iyice bozuldu. tadı güzel olmasa içmezdim ama kıskıvrak ediyolar adamı vala. neyse, vermeyi başarabildiğim iki üç karar varken onların arkasında durmayı becerebilsem bare, oramdan buramdan yırtılmasam. hokus pokus diil istediğim, kendi yeryüzüm, kırbaçlarım, hem yeterince alçalmamı sağlayabilcek hem de istediğim süre istediğim makul yükseklikte hareketsiz kalabilmemi mümkün kılabilcek yapıda bi çift kanat falan işte. ohh bojee!

18 Nisan 2008 Cuma

sweet choice


körkütük gizlendim kollarının içine.
sesim her zamankinden inceydi de konuşsam duyardın, konuşmadım. hani ortadan ikiye ayırmak istiyosa biri beni, ayırsın derim. sadece bana ellerimin neden yandığını açıklasın.

dokunduklarım benden öte benden başka kimse değil, benden sıcak olamaz. benden sonrasına sandal olamayan beni boğamaz.

istediğimi çizebilmem kaç kat aşağı sarkıtır ki beni? parlak bi toka takıp saçıma, eteklerimi tarayarak geçmek istiyorum yamacınızdan. derin bir nefes sonra, sonra sıcacık çay kokusu belirsiz bir mesafe ötesinden.

16 Nisan 2008 Çarşamba

so what?

zırhımı tavana astım kurutuyorum. biri ateş ederse ölme ihtimalim yüksek ya da düşersem kolay kalkarım.
ay sokayım tabirlere, ihtimal kollayamam. herkes beklerken ölüyo işte, hiçbiri ani değil. yoluma yel dokunmasın, istediğim köşeden dönebileyim kafi.
kralın adamları benle de oynamıyo 9-8'lik rock da yapılır zaten kih koh.

6 Nisan 2008 Pazar

in vivo

bugünün güzel bigün olacağını sanıyodum son bikaç gündür, 9ia8 yazıyorum diğerlerinden farklı olarak. ha bi de ders çalışma stresi kalktı şimdilik üstümden sadece.

şimdi cevdet'te yok, 1 saat olmadı hatta olmayalı. keyfim kaçtı. alışmışım sesine, yerlerde de hep onun çöpleri.. bok gibi hissediyorum.

harpten döneyim de annemle bi yemek yer, film izleriz, hemde dizinde yatarım izlerken demiştim. çok uzun zaman olduğu aklıma geldi yolda, dizinde yatmayalı. neden olmasındı? sonra da sabaha kadar dışarda gezicektim oysa. kör bi hava var hem de ne güzel.

ne bunalmıştım göyaa. oturmam gereken yerde moleküler hareketler yapmam sıkıntımın göstergesiydi de bitsin hele bi planları yapıyodum, gerdeğe giricek damadın sırtına vurulması şeklinde şiddetli teşvik hareketleriyle.

resim çizeyim..

kirpiklerimin şeklinden ötürü bi isim verin sonra siz de bana.