31 Ekim 2007 Çarşamba

abrakadabra

yokluğumun farkında olamicak uzaklıktasın.
yıldız tozu serpiyorum üstüne avuç avuç, nefesinin tadını alabileyim diye.

nefesim içimde sıcak, tıkanıp yaşayabilsem..

masal meyvesi

bacak aramdan akan kan olsa iyi, bütün çocuklarımı yollara verdim.
hiç günahım yok şimdi, herşey daha da kolay.
merdiven dayasalar çıkarım gökyüzüne çığlıkları duymadan.

iş başa düştü yine..

nefes bir ki..

uzun soluklu düşüncelerim, planlarım yok. ne kadar nefesim kaldı çantamda bilmezken..
ellerimse yeterince kirli aslında, biraz düşünmeme sebep olmalılar.
bir hastalık gibi, dokundum, çürüdüler. ama kokuları ayırd edilir oldu nihayetinde.
sen çok bekleyensin. hem çok konuşup.
bense elimi ardımda bırakıp gitmiyorum.

30 Ekim 2007 Salı

tun

biliyo musun içimden bişey çıkmıyor. bazen tırnağımı düşürücem diye korkuyorum.

sonra..
kimseye tırnak geçirmek istemediğimi farkettim ve.. yedim.
katil olmaktan kurtulduğumu hissettim. kurban istemiyorum, kurban olabilirim.
daha eğlenceli gelir oldu gözüme.
çocuk da verebilirim, çocuk olamam.
söz de verebilirim.
ait olmicam. istemeye de korkucaksın.

28 Ekim 2007 Pazar

ilahi

ne yazsam erir renginde bebeğim.
ele kıvılcımdan bir sopa, koklamasan bile tadı var bilirsin.
vakitlerden bir akşam söylesem elim uzanmış olur tuttuğum benimken.
kirli mi?
belki de ve hatta muhtemelen. yine de gülüşlere inat düşünmemek ne kadar haz verici.
neyi yadırgayabilirsin ki? damarlarını sıksan.. bilirsin burasını işte, sende var olan, başkasında bildiğin.
araya bir mavi iliştirsem diyorum ruhu dinlendiriomuş. saçıma sürsem mor!
ve der ki asillere huzur.. noktası tam burada işte.

23 Ekim 2007 Salı

ıyk!

gittiğimde sıcaklığımı özlemek gibi yokluğumda adımı büyütmekten başka ne gelir elinden?
küçücük insanlar..
nasıl da hırslarınıza yenilirsiniz.. pişmanlığınız bile kirli, sonu görme acizliği. keza başınız yok gerçi.
baharat tadında aralara serpişin tatminen. ana yemek olamamanın tadı bi başına iğrenç olmalı.
tahammül seviyene uygunu belki, istediğin asla.
bi istediğime tahammül edebiliorum ben lan, hangi cümle benim ki?

21 Ekim 2007 Pazar

19 Ekim 2007 Cuma

sessiz harf


sessizliğin içine ne koyarsan koy, senden başkasına benzemez.

veçhe

lir çalacakken dağdan itilmiş kadar parçalı, düşmemek umutlu ısırdığı otlar da dişlerinde.
ben de diş fırçası taşıyorum ama hiç lir çalmadım, heves etmedim de. hatta tanrısal hiçbişeye bağlı bi adım yok.
itti ve düştüm, sadece. o yüzden sonrasında acımaz canım. en kocamanı oydu.

münferitim.

17 Ekim 2007 Çarşamba

snıf snıf

küçük, temiz ne sevimli..

-anne, beni istiyolar.. ama kirlenmemem koşul.
gözlerimi bağlamama yardım eder misin?
o kirletsin diye saklamalıyım kendimi.

ve sadece rüzgar okşamalı saçlarımı.
iki titrer kendine gelir elleri.
sürtünsün de rengini bulsun bakalım mahluk, çok mu ilahi?


nereye bakıyo gözlerin?
onun sen olmadığını titretip mi söylemeli?
önün arkan sağın solun sobe de.. hiç mi aynan yok senin?

gölgen o gölgen!
kelebek yaptım çöplüğümü..
isim de vermicem..

ritüel

deniz kıyısında bir şehre gidicem. sonrasında bir başka, daha başka bir.

dönüşüme yalnız, tek nefes.
benimki dışında duymak istediğim olduğunu söylemedim değil mi?
aynen öyle işte.

tek harf yanlış o kadar, yoksa istediğimi dinleyebiliyorum desem.
uzak, yakın neden farklı?
başka bi şehrin sokaklarına düşesim var.
var olmak inadım diil ama inadınıza binicem nihayet olma uğruna.

yaşamayı seçicek kadar yanyana noktalara sahibim.

biri sırtımı sıvazlasın.
kazanmadan kaybediceklerim olamazdı. kaybediosam olduklarından.


bir adım daha..
omzuma dolamak istediği..

''en yakını burası, burdan sonra yıkılırım.'' der gibi.
bence mesafede sorun yok, eğilip midene bakmalı.

kim söyledi bunu?

silkelenebilir bir varlık ama düşmez, hem kendi isteği..
biraz iç gıcıklayıcı olsun, biraz da kusmalı.
kırmızıyı yakıştıran ben değilim. ikinci oku yediğimi kim bilebilir ama?

kanadım yok, tüylerim farklı.
hem gülmelerine ne bakarsın, en temizi huzur.
onlarda hayata dair çırpınışlar bile yok, batmamak için batarcasına.

nasıl ki yakama bir çiçek takasım var.
zehirli, günahkar diyor gök kubbeden; dokunursan kaçamazsın günahlarından.
nasıl da meraklıyım tanrım, tek tek..

biliyorum günahlarımı ama bu kadar kirli olduklarını inan söylemedin..

11 Ekim 2007 Perşembe

içim düşücek bi yere. hadi bakalım.
benzetmeyin yeter, kokuları ayırd edebiliyorum.

10 Ekim 2007 Çarşamba

sandığımdan gölgemi izliyorum. saçlarım dağılmış yine, üstüm başım tırnak. daha fazlasını görmüyorum henüz yine de.
bir soğudum ki yine korkutur oldum. hata yapmaya çok elverişli bi dönemimdeyim evet, yapıcam da. kimse sevmicek, ne güzel. yalnız kalmamı başka türlü kabullenemicek olanlar sevinsin, iyilik olucam.
burnum donsun istiyorum artık, kızarsın. ellerim de üşüsün titresin, sigaraya sarılabilmek için delireyim.
cennet kuşu.. dünyayı da kestirememiş. elleri, avuçları öyle boş ve ondan öyle oynak ki neye dokunacağını da bilmiyo henüz.
ne güzel bir gece. kendi çiçeklerini kendin çizebiliosun.
zorlamıorum. şanslıyım galbam ya da ben süperim uhum =>
hasiktir gene mutluyum
çizdiğinizden yürümicem.
kaybolmayı seviyorum, art niyetli değilim özünde yani.
yollar da epey güzel hani.

müzik bittiğinde ölebileceğimi anladım bugün bir de, o an kabullenebilirim yalnızca sanırım.

biçok duraktan geçiyorum, bakıyorum güzeller. benim olanı hissettiğimde inicem.
yoksa en kötü sadece deniz kenarı. koklamalıyım..

9 Ekim 2007 Salı


ayak seslerim ne kadar acımasız ilerliyo şu an onun kulaklarına biliyorum, banaysa asil.
bu kezde adil değil belki.bir asil de susuşun.

bir hayat kazanmak? kaygısızın eline tutuştursan bir kirpiğe harcar.kime anlatmalısın peki?

güzeldi herşey, akışı. kendime biraz daha hakim olmalıyım yine de.
oyun sevmem, olsun mu bilmiyorum? belki diyorum biraz da böyle vakit geçer, olsun.
oynayın bakalım. yine de benim hayatımda kimsenin sesi yükselemez.

özür de beklemedim hiç. 'tanrım isticeğim bişey olsun' demekten de alamıyorum kendimi arada. çok mu aldım da sıkıldım emin olamıyorum. çocuğa bürünebilirim, müsadelerim çokça zaten kıssam daha mı heyecan verir? tabi hiç müsade almazken kısmak da acımasızca olur sanki, kalsın böyle. kafa yormamak en azından en makbulü.

hayatıma pek kadın girmedi sebebinden şu an sadece zeki erkekleri seviyorum. ihtişamlı adımlar.

ışığı yanınca bişey var zannettim, gidiyorum diyomuş. doldururum ben sorun arz etmez. kabullenmemense trajik, senin kabulüne baksa.

kime yazıyorum değil mi? kaç kafa karıştı, kim hakim?

yenilmekte istiyorum, sözde dinlicem az.
deliye yatıldığında gülünmese de olur.
deli değilim, gülün bana.

2 Ekim 2007 Salı

gönderi


hayaller kurmaya başlarsan konuşmaya da başlayabiliomuşsun insanlarla, sorunu çözdüm.
bildiğim bir gerçek var, hayal kurmadığım (belki de kuramadığım). ama bundan uzak oluşumu bilmezdim.
gerçeğe yakınlığımı sevemedi pekleri, korkanlar oldu çoktan hatta.

ne ilginç, elinde olmayan hayallerin oysa. onlara adım uyarlamak daha da zor.

derdimi bilir de severim hoş, buyum nihayet.

özen göstermek gerek dedi bugün miskin. garipti ama düşününce gizli bi özen var onda da aslında. küsmesi de vardı ne tatlı. arada bi bok olduumu söyleyince bi bok olduğuma inanırım, o ara onun bi bok olduunu sanıosam. yani o yüzden de severim.

düşünücek bişey kalmamış ya da yoruldum. daha nerdeyim oysa ki değil mi? kusmadım henüz belki de bundan. kusup rahatlamak mı gerek önce ne?