29 Aralık 2007 Cumartesi

parmaklarımı saklasam da bi yerlerden dahil oluyorum şu hayata, hayret.

27 Aralık 2007 Perşembe

gayet doğal hallerdeyim. sev derlerse sever, git derlerse gidebilirim.
portakaaaaaaall!

24 Aralık 2007 Pazartesi

ağrılarını toplasan ağırlığından az gelir, dişlerin neden parlamasın?
dünyaya kaçtığım söylenio. bi hata yapmış olmalıyım hatırlamıyorum ama..
sallansam adına mutluluk denir. dardan..
silkelense tozları dökülücekte görücek zayıflığını oysa.
korkuyor mu ne?
kaç tane çalarsam görmezlikten gelebilirsin?
hangisinin hesabı olmaz bi nevi?
parmaklarıma kuşlar çizdim. artık onların sesi var dilimde.
olmayan babamın koyunuyla içtim kızılı ve dedim ki: 'sensin piç!'

18 Aralık 2007 Salı

bilahare

yeni bir renk çizicem kendime, sonra gölgemin sağından solundan kırpar bir deniz kabuğu yapar Yalçın'a veririm diyorum. baloncuklarına gölge olsun onun.
uyuyan sesler nasıl gerio beni, ne kadar uzak kalırsam o kadar iyi. sağır renkler var keza, ne korkunç.. tütün rengine boyanıp yatayım iisi mi, çentik sesleri duymaktan iyidir. hem tatlı bi mırıltı var göğsümde.

11 Aralık 2007 Salı

bir merdiven

bu aksam misafir olarak nargile içtim çok eskiden tanıdığım bi evde. sonrasına dedim ki,'' elimden en fazla bu kadarı gelir, en fazlası bir hiçmişiz gibi hareket edebilirim. ama hiç, tümden, iyi kötü ayrımı olmaksızın.'' anlamış olmalı baştan başlamanın mümkün olmadığını, kırmızı göze de yakışır. neşemden ödün veremem, kahve olmalıydı böyle bir anda. açlığımı bastırmanın dışında hayati bi sıvı gibi hisseder oldum. rahat olması için ısrar etmek isterdim, en fazla ölüye duyulan bi saygı, ne bileyim, bilmem de..
ne hissedebilirsin ki? cesetler konuşmaz, şaşırdım.


nasıl bir ruhta demlenmeli ki?

kedi

bir gecem eksildi tümümden. sessizliği varlığım bilip işledim minnetime.
hem kim dost kim düşman, zaman sen neyi bilirsin ki beklemekten başka?
bekleyemem.
cenneti saçtım odama, her bir parçasına dokundum da ama.güzellerim
bir parmaklarımdan sızar, renklerimi akıtır öylece; kurban değil, hep hatırlamak vaadiyle.
ağaçlar ne güzel farketmedin mi? onları ben taradım, önce derilerini soyup.


yanında nefesimi büyütebileceğimi bulduğumda ipi kendim dolicam boynuma.





uçarcasına mırrr...

8 Aralık 2007 Cumartesi

ve an

yüzümü tırmalamış biri, ruhum o denli uyuşuk. en güzeli de değilim üstelik. güzel birgün seçicem yalnızca.

karın

hala ruhumun tümseklerinde takılıyorum bazen. neyse ki toparlamam hızıma denk.
tanışmamak bu olsa gerek. özü kırmızıyı biliyorum bende, benimle bile eğlenen. adı da aşk diil, nasıl bi kırmızı.. boyun da eğmez lanet.


bilmek yoruyo artık beni. kabulden başlamak off!

29 Kasım 2007 Perşembe

mezuniyet

alıştıkça daha fazla yakıyorum vücudumu, daha fazlayı asla anlamıyo..
kaç gündür kahve içmediğimi farkettim, kaptım geldim bir tane, bahçe makasımın şerefine içiyorum.
beyazlara dokunabilmesini arzuluyorum yeniden parmaklarımın, dokunurken yanmasını. zebanilerse aşağıda gecemi çalmaya gelmişler yine. karşı koymuyorum bi süredir.
dünse gecem oldu bi çocuk, parmakları yaralı sanki. perdeyi açıyor mu kapıyor mu anlamadım bi türlü. anladığım tek, çığlığında parmaklarının kanı kurumuştu artık. acıyı yutmuş, çalıyordu. zehir kahvemi içerken parmaklarını hayal ediyorum.. hayalimi tamamlamaya sabırsızlanıyorum dinledikçe. henüz haketmediğimi düşündüğüm bir anına buruklaşıyorum. top oynamayı sevmezmiş.. top oynarken görmüş olmak onu henüz çalmıyoken belki de, ne garip dedirtio bazen hayaller. bense oyun oynamayı henüz bırakmamış, neden karanlık sokaklardan yürüdüğümü henüz düşünmemiştim bile. parlak mavi bi montum vardı, sonrasında çok parlak olduğunu düşünüp başka hayatlara teslim ettiğim.
şimdi benim de şahitliğimde kan çiçekleri, saksıları boşver..

28 Kasım 2007 Çarşamba

bahçe makası

yüzer gibi yırttım soluğunu.
göğsümden aşağı kayacak, en belirgin yerde olup bilinmemeye kanicaksın.
bildiğin kelimelerin harflerini kopardım tek tek,
ne idüğü belirsiz renkteki gözlerimden yadigar kalan ne?

22 Kasım 2007 Perşembe

mukabele

hiç gidicek gibi durmuyorsun, o yüzden birgün kalacaksın, tozlar senin üstünde.
ve sen ölüceksin yaşadığın için..

koştukça toz tutmuyorum. yollar da eskiyor ama yaşlanmıyorum.
o yüzden ben ölücem, ve ölüme en güzel yolu bulup..

13 Kasım 2007 Salı

naşi

sıkılıyorum demek.. bunu söylediğimde bi anda herşeyin altüst olacağına inanıyorum saçma salak bi şekilde. bi sürüyüm.. he hee!ne dramatik bi sound. kaçışlara bahane replik. en fazla parçalanmış birsin, bir ve bir diil.
çokça bakar oldum kendime yalnız kaldığımda ve farkettim ki aynamın kırık parçası başka bi kadını gösterir oldu. bir hayat israfı olmak diil amacım. çetere de tutmuyorum, en azından dile gelir bi vakitten beri tutmamaya kararlıyım. hesaplar!
kendime de yeni bir şans vereyim dedim. iyi adam olma şansı. sadece iyi adamı oynadığımı fark ettim. iyi adamı oynayanların fark edeceği bi dildeyim lakin. belki de kötü diilim götümden uyduruyorum bunları. ama hissederken kendimden saklanmam mümkün diil. diilsem de o vakit.. ne bileyim a.q
sıkıldım sanırım. sıkıldım ve silahlı adamların arasına silahla karıştım, eğlenceyi mümkün gördüğüm heryerde arama hevesiyle. yine sıkıldım.
pek bir hüzünlü mü duruyor? sıçmışım kellenize..

haa bir de anlamaya yormayın. 2 bitlik gülebiliyorum burdan en fazla..

11 Kasım 2007 Pazar

virüs

vakit öldürmeyi sevmiyorum, sadece biraz daha eğlenceli kılmak belki. öldürmeye bakmamalı, dediğimde fark ettim adımlarımı sıklaştırmam gerektiğini. küçük değil ve sık. hem büyük adımlar attım demek için büyük ayaklara ihtiyaç duyulmadı hiç. bir doku belirlemeliyim sadece, çizemeyeceğim.

lezzetsiz kaldığımdandır elime kaşık alışım, açlıktan değil. hem sonra biri kulağıma fısıldadı, suyu bulabilirmişim. rengini bile değiştiririm arkadan dolanırsam.
hangi uçlarda kalmıştık sevgili? ve nedir kıymeti renklerimin, ağaçlardan uzak?

kafes

o kadar uzağım ki şimdi sıcağına.. ruhum düşse yere elim kaldırmaz, elim düşse yere ruhum aldırmaz.

kilit.

8 Kasım 2007 Perşembe

0

hissediosun diil mi soğukluğu? işte buna ölüm bile çare diil. burnumdaki kokuyu değiştirmem lazım. saçlarımı okşatamicam sana..
yazılanlar silinmiş, ne abuk kaldık böyle ortada. ne güzelde hazırdık oysa verilmiş, görülmüşlere.

7 Kasım 2007 Çarşamba

aksak

her aşk ülkesini kendi büyütür.
hiçbir zaman hissedemediğim kutsal kaybıma ayırdım bir nefes, uzunca..
bazen suskunluğundan endişelendimse de sahip olduğum şeker kamışlarımı sayınca nefes alabildim. öyleyse ben kimseye değilim, kimse de sorumlu değil bileklerimde.
gidişime kutsanmış eller istiyorum, kan akıtsınlar köpeklere ardımdan.
bense kendi resmimi çizeceğim, tavana bakıp.

6 Kasım 2007 Salı

summer wine


soyunup boyayasım var kendimi, ellerimle.
sonra bir de isimsiz çalgı aleti, meyveler ama konuşmayan..

yatağımdan kalktığımda göreceğim cesedimin kendisi olucak, o kadar renkli bilakis.

yumurta bayramı


asla masalımız olmicak, yarım kalışımıza.. içimde kutsal ne varsa boyayıp sattım.
duman soluduğumu bilmiyordum bundan önce.

hayal bile etmeye çalıştım küçüğümü, ne zıbırmış rüzgarından fazlasını göremedim.
topu bile yoktu inanır mısın? açlığının hız olduğunu çok sonra düşündüm. belki de hiç olmamışcasına bi hayata hazır olmak için 21 yıl gerekiyordu. ve kurmaya fırsat bulamadığım hayalleride öldürdüm sanırım, sonrası ketum.

-suz

gelir de silersin ama..
tırnak aralarım toprak şimdi. kulağımdan kan damlar, yan yatarım. hiç olmazsa kokusu..

bana düşman yaratan sevgin deniz kızlarının sesini duymaya bile müsait.
diyelim ki umut yok, yoksa sirenlerin sesi de yok sana..

nereye aktıklarını bi bilsem gelişime gidişime sürpriz imkanın olmicak; bir kan, bir yeşil.. saçlarımı bile saramazsın. bu mu ulaşmanın mukaddes anı? vaktin olsa anlatırdın.

bu taşın anlamı ne biliyo musun? hiç..

3 Kasım 2007 Cumartesi

sinekli çörek

martılarla yüzmek, aynı şarkıda dans etmek..
saçlarımdan denize akan kanın bana karışması.

31 Ekim 2007 Çarşamba

abrakadabra

yokluğumun farkında olamicak uzaklıktasın.
yıldız tozu serpiyorum üstüne avuç avuç, nefesinin tadını alabileyim diye.

nefesim içimde sıcak, tıkanıp yaşayabilsem..

masal meyvesi

bacak aramdan akan kan olsa iyi, bütün çocuklarımı yollara verdim.
hiç günahım yok şimdi, herşey daha da kolay.
merdiven dayasalar çıkarım gökyüzüne çığlıkları duymadan.

iş başa düştü yine..

nefes bir ki..

uzun soluklu düşüncelerim, planlarım yok. ne kadar nefesim kaldı çantamda bilmezken..
ellerimse yeterince kirli aslında, biraz düşünmeme sebep olmalılar.
bir hastalık gibi, dokundum, çürüdüler. ama kokuları ayırd edilir oldu nihayetinde.
sen çok bekleyensin. hem çok konuşup.
bense elimi ardımda bırakıp gitmiyorum.

30 Ekim 2007 Salı

tun

biliyo musun içimden bişey çıkmıyor. bazen tırnağımı düşürücem diye korkuyorum.

sonra..
kimseye tırnak geçirmek istemediğimi farkettim ve.. yedim.
katil olmaktan kurtulduğumu hissettim. kurban istemiyorum, kurban olabilirim.
daha eğlenceli gelir oldu gözüme.
çocuk da verebilirim, çocuk olamam.
söz de verebilirim.
ait olmicam. istemeye de korkucaksın.

28 Ekim 2007 Pazar

ilahi

ne yazsam erir renginde bebeğim.
ele kıvılcımdan bir sopa, koklamasan bile tadı var bilirsin.
vakitlerden bir akşam söylesem elim uzanmış olur tuttuğum benimken.
kirli mi?
belki de ve hatta muhtemelen. yine de gülüşlere inat düşünmemek ne kadar haz verici.
neyi yadırgayabilirsin ki? damarlarını sıksan.. bilirsin burasını işte, sende var olan, başkasında bildiğin.
araya bir mavi iliştirsem diyorum ruhu dinlendiriomuş. saçıma sürsem mor!
ve der ki asillere huzur.. noktası tam burada işte.

23 Ekim 2007 Salı

ıyk!

gittiğimde sıcaklığımı özlemek gibi yokluğumda adımı büyütmekten başka ne gelir elinden?
küçücük insanlar..
nasıl da hırslarınıza yenilirsiniz.. pişmanlığınız bile kirli, sonu görme acizliği. keza başınız yok gerçi.
baharat tadında aralara serpişin tatminen. ana yemek olamamanın tadı bi başına iğrenç olmalı.
tahammül seviyene uygunu belki, istediğin asla.
bi istediğime tahammül edebiliorum ben lan, hangi cümle benim ki?

21 Ekim 2007 Pazar

19 Ekim 2007 Cuma

sessiz harf


sessizliğin içine ne koyarsan koy, senden başkasına benzemez.

veçhe

lir çalacakken dağdan itilmiş kadar parçalı, düşmemek umutlu ısırdığı otlar da dişlerinde.
ben de diş fırçası taşıyorum ama hiç lir çalmadım, heves etmedim de. hatta tanrısal hiçbişeye bağlı bi adım yok.
itti ve düştüm, sadece. o yüzden sonrasında acımaz canım. en kocamanı oydu.

münferitim.

17 Ekim 2007 Çarşamba

snıf snıf

küçük, temiz ne sevimli..

-anne, beni istiyolar.. ama kirlenmemem koşul.
gözlerimi bağlamama yardım eder misin?
o kirletsin diye saklamalıyım kendimi.

ve sadece rüzgar okşamalı saçlarımı.
iki titrer kendine gelir elleri.
sürtünsün de rengini bulsun bakalım mahluk, çok mu ilahi?


nereye bakıyo gözlerin?
onun sen olmadığını titretip mi söylemeli?
önün arkan sağın solun sobe de.. hiç mi aynan yok senin?

gölgen o gölgen!
kelebek yaptım çöplüğümü..
isim de vermicem..

ritüel

deniz kıyısında bir şehre gidicem. sonrasında bir başka, daha başka bir.

dönüşüme yalnız, tek nefes.
benimki dışında duymak istediğim olduğunu söylemedim değil mi?
aynen öyle işte.

tek harf yanlış o kadar, yoksa istediğimi dinleyebiliyorum desem.
uzak, yakın neden farklı?
başka bi şehrin sokaklarına düşesim var.
var olmak inadım diil ama inadınıza binicem nihayet olma uğruna.

yaşamayı seçicek kadar yanyana noktalara sahibim.

biri sırtımı sıvazlasın.
kazanmadan kaybediceklerim olamazdı. kaybediosam olduklarından.


bir adım daha..
omzuma dolamak istediği..

''en yakını burası, burdan sonra yıkılırım.'' der gibi.
bence mesafede sorun yok, eğilip midene bakmalı.

kim söyledi bunu?

silkelenebilir bir varlık ama düşmez, hem kendi isteği..
biraz iç gıcıklayıcı olsun, biraz da kusmalı.
kırmızıyı yakıştıran ben değilim. ikinci oku yediğimi kim bilebilir ama?

kanadım yok, tüylerim farklı.
hem gülmelerine ne bakarsın, en temizi huzur.
onlarda hayata dair çırpınışlar bile yok, batmamak için batarcasına.

nasıl ki yakama bir çiçek takasım var.
zehirli, günahkar diyor gök kubbeden; dokunursan kaçamazsın günahlarından.
nasıl da meraklıyım tanrım, tek tek..

biliyorum günahlarımı ama bu kadar kirli olduklarını inan söylemedin..

11 Ekim 2007 Perşembe

içim düşücek bi yere. hadi bakalım.
benzetmeyin yeter, kokuları ayırd edebiliyorum.

10 Ekim 2007 Çarşamba

sandığımdan gölgemi izliyorum. saçlarım dağılmış yine, üstüm başım tırnak. daha fazlasını görmüyorum henüz yine de.
bir soğudum ki yine korkutur oldum. hata yapmaya çok elverişli bi dönemimdeyim evet, yapıcam da. kimse sevmicek, ne güzel. yalnız kalmamı başka türlü kabullenemicek olanlar sevinsin, iyilik olucam.
burnum donsun istiyorum artık, kızarsın. ellerim de üşüsün titresin, sigaraya sarılabilmek için delireyim.
cennet kuşu.. dünyayı da kestirememiş. elleri, avuçları öyle boş ve ondan öyle oynak ki neye dokunacağını da bilmiyo henüz.
ne güzel bir gece. kendi çiçeklerini kendin çizebiliosun.
zorlamıorum. şanslıyım galbam ya da ben süperim uhum =>
hasiktir gene mutluyum
çizdiğinizden yürümicem.
kaybolmayı seviyorum, art niyetli değilim özünde yani.
yollar da epey güzel hani.

müzik bittiğinde ölebileceğimi anladım bugün bir de, o an kabullenebilirim yalnızca sanırım.

biçok duraktan geçiyorum, bakıyorum güzeller. benim olanı hissettiğimde inicem.
yoksa en kötü sadece deniz kenarı. koklamalıyım..

9 Ekim 2007 Salı


ayak seslerim ne kadar acımasız ilerliyo şu an onun kulaklarına biliyorum, banaysa asil.
bu kezde adil değil belki.bir asil de susuşun.

bir hayat kazanmak? kaygısızın eline tutuştursan bir kirpiğe harcar.kime anlatmalısın peki?

güzeldi herşey, akışı. kendime biraz daha hakim olmalıyım yine de.
oyun sevmem, olsun mu bilmiyorum? belki diyorum biraz da böyle vakit geçer, olsun.
oynayın bakalım. yine de benim hayatımda kimsenin sesi yükselemez.

özür de beklemedim hiç. 'tanrım isticeğim bişey olsun' demekten de alamıyorum kendimi arada. çok mu aldım da sıkıldım emin olamıyorum. çocuğa bürünebilirim, müsadelerim çokça zaten kıssam daha mı heyecan verir? tabi hiç müsade almazken kısmak da acımasızca olur sanki, kalsın böyle. kafa yormamak en azından en makbulü.

hayatıma pek kadın girmedi sebebinden şu an sadece zeki erkekleri seviyorum. ihtişamlı adımlar.

ışığı yanınca bişey var zannettim, gidiyorum diyomuş. doldururum ben sorun arz etmez. kabullenmemense trajik, senin kabulüne baksa.

kime yazıyorum değil mi? kaç kafa karıştı, kim hakim?

yenilmekte istiyorum, sözde dinlicem az.
deliye yatıldığında gülünmese de olur.
deli değilim, gülün bana.

2 Ekim 2007 Salı

gönderi


hayaller kurmaya başlarsan konuşmaya da başlayabiliomuşsun insanlarla, sorunu çözdüm.
bildiğim bir gerçek var, hayal kurmadığım (belki de kuramadığım). ama bundan uzak oluşumu bilmezdim.
gerçeğe yakınlığımı sevemedi pekleri, korkanlar oldu çoktan hatta.

ne ilginç, elinde olmayan hayallerin oysa. onlara adım uyarlamak daha da zor.

derdimi bilir de severim hoş, buyum nihayet.

özen göstermek gerek dedi bugün miskin. garipti ama düşününce gizli bi özen var onda da aslında. küsmesi de vardı ne tatlı. arada bi bok olduumu söyleyince bi bok olduğuma inanırım, o ara onun bi bok olduunu sanıosam. yani o yüzden de severim.

düşünücek bişey kalmamış ya da yoruldum. daha nerdeyim oysa ki değil mi? kusmadım henüz belki de bundan. kusup rahatlamak mı gerek önce ne?

7 Temmuz 2007 Cumartesi

yine...


Adım belli, kaçamıyorum.
Varlığımı oluşturan bu, benim temizim yok!
Ne safça sevebiliyorum, ne de safça yaşayabiliyorum. Karışımımda bunların yokluğunu iyiden iyiye hisseder oldum artık.
Kendimden kaçamıyorum... İnsanlardan da.
Yaralıyorum, kirletiyorum ve sadece bu kadar.

Suçluyum.





14 Mart 2007 Çarşamba

biraz daha


aza indirgemek mi anlam kılmak?
kalabalıkta da var eder oysa anlam kendini.
tek gereklilik gerçeklik.
gerçektir anlamı var eden.
utangacım aslında ben,
hep utanırım kendimden.
karşımda yüzüm kızarmadan duramam.
kimim ben?

15 Ocak 2007 Pazartesi

yürüdüm




yürüdüm kendimi.
hiçbir kaptan anlamaz seyrimi.
bu yola kendimden başladım,
uzaklardan başladım önce.